Mücadele Duası


Mücadele Süresi; Kur'an-ı Kerim'in 58. olup Medine'de inmiştir. 22 ayettir .7. ayeti Mekke'de indiğine dair rivayetlerde vardır. İstilahta Mücadele sözcüğü tartışan, çekişen anlamına gelir. Bu süredeki anlamı tartışan mücadele eden kadın anlamında kullanılmıştır. Çünkü Bir Kadın Allah Resülüne (sav)'e gelerek eşi hakkında tartışıp Allah'a şikayette bulunmuştur. İslamiyetten önce kocalar eşlerine "sen benim anam gibisin dediklerinde onları (eşlerşini) boşamış sayılırdı, buna da zihar adı denirdi. Bu Cahiliye döneminde kullanılan çirkin bir boşama şekliydi. İslam'da bu tip boşamalar doğru ve geçerli olmadığı gibi, bu gibi zulme yol açan davranışlarda, bunu yapan erkek için, ceza olarak köle azad etmek, iki ay Oruç tutmak, altmış fakiri doyurmak gibi cezalar uygulanır.

MÜCÂDELE SÛRESİ 
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM

قَدْ سَمِعَ اللَّهُ قَوْلَ الَّتِي تُجَادِلُكَ فِي زَوْجِهَا وَتَشْتَكِي إِلَى اللَّهِ وَاللَّهُ يَسْمَعُ تَحَاوُرَكُمَا إِنَّ اللَّهَ سَمِيعٌ بَصِيرٌ
1-) Kad semi'Allahu kavlelletiy tücadilüke fiy zevciha ve teştekiy ilellah* vAllahu yesme'u tehavureküma* innAllahe Semiy'un Basıyr;
Allah, eşi (kocası) hakkında seninle mücadele eden (tartışan; soru sorup duran) ve (tazarru ve niyaz ile) Allah’a şikayetini arz eden (kadının) sözünü gerçekten işitmiştir... Allah, sizin ikinizin tehavürünü (karşılıklı konuşmanızı, cevaplaşmanızı) işitir... Muhakkak ki Allah, Semi’dir, Basıyr’dir.

الَّذِينَ يُظَاهِرُونَ مِنكُم مِّن نِّسَائِهِم مَّا هُنَّ أُمَّهَاتِهِمْ إِنْ أُمَّهَاتُهُمْ إِلَّا اللَّائِي وَلَدْنَهُمْ وَإِنَّهُمْ لَيَقُولُونَ مُنكَراً مِّنَ الْقَوْلِ وَزُوراً وَإِنَّ اللَّهَ لَعَفُوٌّ غَفُورٌ
2-) Elleziyne yuzahirune minküm min nisaihim ma hünne ümmehatihim* in ümmehatuhüm ilellaiy velednehüm* ve innehüm leyekulune münkeren minelkavli ve zura* ve innAllahe le'Afuvvun Ğafur;
Sizden kadınlarından zihar yapanlar (var ya), onlar (o kadınlar) onların (kocalarının) anaları değildirler... Onların anaları ancak onları doğuranlardır... Muhakkak ki onlar münker ve yalan bir söz söylüyorlar... Muhakkak ki Allah Afüvv’dür (sonsuz affedici), Ğafur’dur.

وَالَّذِينَ يُظَاهِرُونَ مِن نِّسَائِهِمْ ثُمَّ يَعُودُونَ لِمَا قَالُوا فَتَحْرِيرُ رَقَبَةٍ مِّن قَبْلِ أَن يَتَمَاسَّا ذَلِكُمْ تُوعَظُونَ بِهِ وَاللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ
3-) Velleziyne yuzahirune min nisaihim sümme ye'udune lima kalu fetahriyru rekabetin min kabli en yetemassa* zâliküm tu'azune Bih* vAllahu Bima ta'melune Habiyr;
Kadınlarından zihar yapıp (zihar ile boşamak isteyip) sonra da dediklerine dönenler (zihar ile boşamaktan vazgeçip evliliklerine dönenler), temas etmelerinden (kadınları ile ilişkiye girmeden) önce bir köle azad/hür etmelidirler... İşte size (B sırrınca) öğütlenen budur... Allah yaptıklarınızı (B-sırryla) Habiyr’dir.

فَمَن لَّمْ يَجِدْ فَصِيَامُ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِ مِن قَبْلِ أَن يَتَمَاسَّا فَمَن لَّمْ يَسْتَطِعْ فَإِطْعَامُ سِتِّينَ مِسْكِيناً ذَلِكَ لِتُؤْمِنُوا بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ وَتِلْكَ حُدُودُ اللَّهِ وَلِلْكَافِرِينَ عَذَابٌ أَلِيمٌ
4-) Femen lem yecid fesıyamu şehreyni mutetabi'ayni min kabli en yetemassa* femen lem yestetı' feıt'amu sittiyne miskina* zâlike litu'minu Billahi ve RasûliHİ, ve tilke hududullah* ve lilkafiriyne 'azâbün eliym;
Kim (azad edilecek bir köle) bulamazsa, o vakit (karısı ile cinsel) temas kurmalarından önce birbirini izleyen (aralıksız) iki (kameri) ay oruç tutmalıdır... Kim (bu keffaret orucuna) muktedir olamazsa, altmış miskiyni (yoksulu) doyurmalıdır... Bu (hükümler), (B sırrıyla) Allah’a ve O’nun Rasûlü’ne iman edesiniz diyedir... Ve bunlar hududullah’tır (Allah’ın koyduğu sınırlardır)... Kafirler için elim bir azab vardır.

إِنَّ الَّذِينَ يُحَادُّونَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ كُبِتُوا كَمَا كُبِتَ الَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ وَقَدْ أَنزَلْنَا آيَاتٍ بَيِّنَاتٍ وَلِلْكَافِرِينَ عَذَابٌ مُّهِينٌ
5-) İnnelleziyne yuhaddunAllahe ve RasûleHU kübitu kema kübitelleziyne min kablihim ve kad enzelna ayatin beyyinat* ve lilkafiriyne 'azâbün mühiyn;
Muhakkak ki Allah ve O’nun Rasûlü ile muhaddeleşenler (sınırlaşanlar, isyan, muhalefet edenler), kendilerinden öncekilerin hor-hakir-rezil edildikleri gibi hor-hakir-rezil edildiler... Halbuki gerçekten apaçık ayetler inzal ettik... Kafirler için mühiyn (hor-hakir-rezil edici) bir azab vardır.

يَوْمَ يَبْعَثُهُمُ اللَّهُ جَمِيعاً فَيُنَبِّئُهُم بِمَا عَمِلُوا أَحْصَاهُ اللَّهُ وَنَسُوهُ وَاللَّهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ شَهِيدٌ
6-) Yevme yeb'asühümullahu cemiy'an feyunebbiuhüm Bima 'amilu* ahsahullahu ve nesuHU, vAllahu 'alâ külli şey'in Şehiyd;
Gün gelir, Allah onların hepsini (kabirlerinden?) ba’seder de yaptıklarını (B sırrınca) onlara haber verir... Allah, onu (amellerini) ıhsa etmiş (tesbit-zabt-Muhafaza etmiş), onlar ise onu (hakikatlarını) unutmuşlardır... Allah herşey üzerine bir Şehiyd’dir.

أَلَمْ تَرَ أَنَّ اللَّهَ يَعْلَمُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ مَا يَكُونُ مِن نَّجْوَى ثَلَاثَةٍ إِلَّا هُوَ رَابِعُهُمْ وَلَا خَمْسَةٍ إِلَّا هُوَ سَادِسُهُمْ وَلَا أَدْنَى مِن ذَلِكَ وَلَا أَكْثَرَ إِلَّا هُوَ مَعَهُمْ أَيْنَ مَا كَانُوا ثُمَّ يُنَبِّئُهُم بِمَا عَمِلُوا يَوْمَ الْقِيَامَةِ إِنَّ اللَّهَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ
7-) Elem tera ennAllahe ya'lemu ma fiysSemavati ve ma fiyl'Ardı ma yekûnu min necva selasetin illâ HUve rabi'uhüm ve la hamsetin illâ HUve sadisuhüm ve la edna min zâlike ve la eksere illâ HUve me'ahüm eyne ma kânu* sümme yunebbiuhüm Bima 'amilu yevmelkıyameti, innAllahe Bikülli şey'in Aliym;
Görmedin mi ki Allah, Semavat’ta ne var ve Arz’da ne varsa bilir... Üç (kişi aralarında) fısıldaşmaya görsün, onların dörtleyeni O’dur... Beş (kişi fısıldaşacak) olsalar, onların altılıyanları O’dur... Bundan daha az da olsalar, daha çok da olsalar; nerede olursa olsunlar mutlaka O, onlarla beraberdir (daima vahdet var; hep la ilahe illAllah)... Sonra kıyamet gününde (Allah; onlardan ayrılmayan, daim hakikatları olan) yaptıklarını (B sırrınca) kendilerine haber verir (her idrak O’na aittir)... Muhakkak ki Allah Bi-külli şey’in Aliym’dir.

أَلَمْ تَرَ إِلَى الَّذِينَ نُهُوا عَنِ النَّجْوَى ثُمَّ يَعُودُونَ لِمَا نُهُوا عَنْهُ وَيَتَنَاجَوْنَ بِالْإِثْمِ وَالْعُدْوَانِ وَمَعْصِيَتِ الرَّسُولِ وَإِذَا جَاؤُوكَ حَيَّوْكَ بِمَا لَمْ يُحَيِّكَ بِهِ اللَّهُ وَيَقُولُونَ فِي أَنفُسِهِمْ لَوْلَا يُعَذِّبُنَا اللَّهُ بِمَا نَقُولُ حَسْبُهُمْ جَهَنَّمُ يَصْلَوْنَهَا فَبِئْسَ الْمَصِيرُ
8-) Elem tera ilelleziyne nuhu 'aninnecva sümme ye'udune lima nuhu 'anhu ve yetenacevne Bil'ismi vel'udvani ve ma'sıyetirRasûl* ve iza cauke hayyevke Bima lem yuhayyike Bihillahu, ve yekulune fiy enfusihim levla yu'azzibunAllahu Bima nekulu, hasbuhüm cehennem* yaslevneha* febi'sel masıyr;
Görmedin mi şol kimseleri ki, fısıldaşmaktan (şirk-nifak halinden) nehyolundular (da) sonra kendisinden nehyolundukları şeye döndüler; (Bi-) ism (günah, şirk, yalan), udvan (düşmanlık; Öfke, buğz) ve Rasûl’e ısyan etme (muhalefet, kibir, şeytaniyet) ile ilgili fısıldaşıyorlar... (Yahudiler) sana geldiklerinde, Allah’ın seni (B sırrınca) selamlamadığı şeyle (B sırrınca) selamlıyorlar (seni Allah’ın selamlaması ile selamlamıyorlar) ve kendi nefslerinde (içlerinde) ise: “Dediğimiz dolayısıyla (B gerçeğince) Allah bize azab etmeli değil miydi?” derler... Cehennem yeter onlara?... Ona (cehennem’in narı’na) maruz kalacaklar... Ne kötü dönüş yeridir o!.

Not: Yahudiler, fonetic yakınlık dolayısıyla, ağız-dil çabukluğu da yaparak “esSelam’u aleyke” yerine “esSamu aleyke” derlerdi ki “sana Ölüm olsun” demektir... Münafıkların bu tür selamlarına Hz.Rasûlullah sadece “Aleyküm” der, o bedduayı üzerine almadığını ifade için “VE aleyküm” demezdi... Hatta Hz.Rasûlullah’a bu tür selam veren bedbahtlara, bunu farkeden Aişe-i Sıddık’a anamız “aleykümüsSam ve laanekümüllah ve ğadibe aleyküm” yani “ölüm size olsun, Allah size la’net ve gadab etsin” deyince Hz.Rasûlullah: “Ya Aişe!... Allah gereğinden fazla söyleyeni sevmez” buyurarak aşırıdan men’etti...

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِذَا تَنَاجَيْتُمْ فَلَا تَتَنَاجَوْا بِالْإِثْمِ وَالْعُدْوَانِ وَمَعْصِيَتِ الرَّسُولِ وَتَنَاجَوْا بِالْبِرِّ وَالتَّقْوَى وَاتَّقُوا اللَّهَ الَّذِي إِلَيْهِ تُحْشَرُونَ
9-) Ya eyyuhelleziyne amenu iza tenaceytum fela tetenacev Bil'ismi vel'udvani ve ma'sıyetirRasûli ve tenacev BilBirri vetTakva* vettekullahelleziy ileyHİ tuhşerun;
Ey iman edenler!... Birbirinizle fısıldaştığınızda (Bi-) ism (günah, sünnetullah’a uymayan hal), udvan (düşmanlık) ve Rasûl’e ısyan etme ile ilgili fısıldaşmayın... (Bi-) Birr (arınmayı, yakınlığı sağlayıcı fiiller) ve Takva’yı (korunmayı sağlayıcı fiiller) fısıldaşın... Kendisine haşrolunacağınız (hiçbir terkib, logo, benlik, kişilikle mukayyed olmayan) Allah’dan ittika edin!.

إِنَّمَا النَّجْوَى مِنَ الشَّيْطَانِ لِيَحْزُنَ الَّذِينَ آمَنُوا وَلَيْسَ بِضَارِّهِمْ شَيْئاً إِلَّا بِإِذْنِ اللَّهِ وَعَلَى اللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ
10-) İnnemennecva mineşşeytani liyahzunelleziyne amenu ve leyse Bidarrihim şey'en illâ Biiznillah* ve 'alellahi felyetevekkelilmu’minun;
Fısıldaşma (kişisel-günah fiskoslar) ancak şeytan (vehim)’dandır... İman edenleri mahzun etmek için... Bi-iznillah (Allah’ın izni) müstesna, (şeytan) onlara hiç (Bi-) zarar veremez... Mü’minler Allah’a tevekkül etsinler.

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِذَا قِيلَ لَكُمْ تَفَسَّحُوا فِي الْمَجَالِسِ فَافْسَحُوا يَفْسَحِ اللَّهُ لَكُمْ وَإِذَا قِيلَ انشُزُوا فَانشُزُوا يَرْفَعِ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا مِنكُمْ وَالَّذِينَ أُوتُوا الْعِلْمَ دَرَجَاتٍ وَاللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ
11-) Ya eyyuhelleziyne amenu iza kıyle lekum tefessehu fiyl mecalisi fefsehu yefsehıllahu leküm* ve iza kıylenşuzu fenşuzu yerfe'ıllahulleziyne amenu minküm, velleziyne utül'ılme derecat* vAllahu Bima ta'melune Habiyr;
Ey iman edenler!... (İlim sohbeti, hayır için toplanılan) meclislerde size: “Tefessuh edin= Yer açın, yer genişletin/genişleyin, geniş olun (yatay?)” denildiğinde, yer açın/genişletin ki Allah da size genişlik versin... “Kalkın, yükselin (dikey?)” denildiğinde de, kalkın/yükselin ki, Allah, sizden iman edenleri ve kendilerine ilim verilenleri dereceler itibarıyla ref’etsin (yükseltsin)... Allah yaptıklarınızı (B-sırrınca) Habiyr’dir.

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِذَا نَاجَيْتُمُ الرَّسُولَ فَقَدِّمُوا بَيْنَ يَدَيْ نَجْوَاكُمْ صَدَقَةً ذَلِكَ خَيْرٌ لَّكُمْ وَأَطْهَرُ فَإِن لَّمْ تَجِدُوا فَإِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
12-) Ya eyyuhelleziyne amenu iza naceytümurRasûle fekaddimu beyne yedey necvaküm sadekaten, zâlike hayrun leküm ve ather* fein lem tecidu feinnAllahe Ğafurun Rahıym;
Ey iman edenler!... Rasûl (Rasûlullah) ile gizli-özel (başbaşa) konuştuğunuzda necva’nızdan (gizlice konuşmanızdan) önce (arınma veya şükür için) bir sadaka takdim edin (bu görüşmeden önce bir sadaka verin; infak edilenin yeri daha hayırlısı ile dolar)... Bu sizin için daha hayırlı ve daha temizdir... Eğer bulamazsanız, muhakkak ki Allah Ğafur’dur, Rahıym’dir.

أَأَشْفَقْتُمْ أَن تُقَدِّمُوا بَيْنَ يَدَيْ نَجْوَاكُمْ صَدَقَاتٍ فَإِذْ لَمْ تَفْعَلُوا وَتَابَ اللَّهُ عَلَيْكُمْ فَأَقِيمُوا الصَّلَاةَ وَآتُوا الزَّكَاةَ وَأَطِيعُوا اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَاللَّهُ خَبِيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ
13-) Eeşfaktüm en tukaddimu beyne yedey necvaküm sadekat* feiz lem tef'alu ve tabAllahu 'aleyküm feekıymusSalate ve atuzZekate ve etıy’ullahe ve RasûleHU, vAllahu Habiyrun Bima ta'melun;
(Rasûlullah ile) necva’nızdan önce sadakalar takdim etmekten korkup ürperdiniz mi?.. Zira (cimrilikten) yapmadınız - (ama) Allah sizin tevbenizi kabul etti (sizi rücu’ ettirdi?) - ise (artık) namazı ikame edin, zekatı verin ve Allah’a ve O’nun Rasûlü’ne itaat edin... Allah yaptıklarınızı (B-sırrınca) Habiyr’dir.

Not: Hz.Rasûlullah s.a.v. ile özel bir diyaloğa ve bir paylaşıma girmeden önce gereken sadakanın takdimini sahabeden yalnız Hz.Ali r.a. yapmıştır?... Sıddıkıyyet yakınlığı dolayısıyla Hz.Ebu Bekr r.a. için gerekmemiştir... 12.ayette getirilen bu hüküm, 13.ayet ile nesholunmamış; Rahmet-i İlahi, Ğafur ve Rahıym’den tecelli ile başka bir Çözüm getirmiştir...

أَلَمْ تَرَ إِلَى الَّذِينَ تَوَلَّوْا قَوْماً غَضِبَ اللَّهُ عَلَيْهِم مَّا هُم مِّنكُمْ وَلَا مِنْهُمْ وَيَحْلِفُونَ عَلَى الْكَذِبِ وَهُمْ يَعْلَمُونَ
14-) Elem tera ilelleziyne tevellev kavmen ğadıbAllahu 'aleyhim ma hüm minküm ve la minhüm ve yahlifune 'alelkezibi ve hüm ya'lemun;
Allah’ın kendilerine gadap ettiği bir kavmi veli/dost edinen şol kimseleri görmedin mi?... Onlar ne sizdendirler ve ne de onlardandırlar... Biliyor oldukları halde yalan üzerine yemin ederler.

أَعَدَّ اللَّهُ لَهُمْ عَذَاباً شَدِيداً إِنَّهُمْ سَاء مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
15-) E'addAllahu lehüm 'azâben şediyda* innehüm sae ma kânu ya'melun;
Allah, onlar için şediyd (Rahıym’in zıddı; şiddetli) bir azab hazırlamıştır... Yapmakta oldukları gerçekten ne kötüdür!.

اتَّخَذُوا أَيْمَانَهُمْ جُنَّةً فَصَدُّوا عَن سَبِيلِ اللَّهِ فَلَهُمْ عَذَابٌ مُّهِينٌ
16-) İttehazu eymanehüm cünneten fesaddu 'an sebiylillâhi felehüm 'azâbun mühiyn;
Yeminlerini bir kalkan edindiler de Allah yolundan alakoydular... Onlar için muhiyn (hor-hakir edici) bir azab vardır.

لَن تُغْنِيَ عَنْهُمْ أَمْوَالُهُمْ وَلَا أَوْلَادُهُم مِّنَ اللَّهِ شَيْئاً أُوْلَئِكَ أَصْحَابُ النَّارِ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
17-) Len tuğniye 'anhüm emvaluhüm ve la evladuhüm minAllahi şey'a* ülaike ashabunnar* hüm fiyha halidun;
Onların ne malları ne de evladları onlara Allah’dan olacak bir şeye karşı herhangi bir fayda sağlamayacaktır... Onlar Nar ashabıdır... Onlar onun içinde ebedi kalıcılardır.

يَوْمَ يَبْعَثُهُمُ اللَّهُ جَمِيعاً فَيَحْلِفُونَ لَهُ كَمَا يَحْلِفُونَ لَكُمْ وَيَحْسَبُونَ أَنَّهُمْ عَلَى شَيْءٍ أَلَا إِنَّهُمْ هُمُ الْكَاذِبُونَ
18-) Yevme yeb'asühümullahu cemiy'an feyahlifune lehu kema yahlifune leküm ve yahsebune ennehüm 'alâ şey'* ela innehüm hümülkazibun;
Gün gelir, Allah onların hepsini (kabirlerinden?) ba’seder de (dünyada?) size yemin ettikleri gibi O’na da yemin ederler ve (doğru, geçerli) bir şey üzere olduklarını sanırlar... Dikkat edin, onlar yalancıların ta kendileridir.

اسْتَحْوَذَ عَلَيْهِمُ الشَّيْطَانُ فَأَنسَاهُمْ ذِكْرَ اللَّهِ أُوْلَئِكَ حِزْبُ الشَّيْطَانِ أَلَا إِنَّ حِزْبَ الشَّيْطَانِ هُمُ الْخَاسِرُونَ
19-) İstahveze 'aleyhimüşşeytanu feensahüm zikrAllah* ülaike hızbuşşeytan* ela inne hızbeşşeytani hümülhasirun;
Şeytan (vehim) onlar üzerine istila edip galip geldi de onlara Allah’ın zikri’ni unutturdu... İşte onlar HizbüşŞeytan (şeytan’ın partisi/taraftarı)’dır... Dikkat edin, muhakkak ki HizbüşŞeytan (vehim ahalisi; izafiyet, fitne halkı) hüsrana uğrayanların ta kendileridir.

إِنَّ الَّذِينَ يُحَادُّونَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ أُوْلَئِكَ فِي الأَذَلِّين
20-) İnnelleziyne yuhaddunAllahe ve RasûleHU ülaike fiyl'ezelliyn;
Muhakkak ki Allah ve O’nun Rasûlü ile muhaddeleşenler (sınırlaşanlar, isyan, muhalefet edenler), işte onlar en zeliller (münafıklar) içindedirler.
كَتَبَ اللَّهُ لَأَغْلِبَنَّ أَنَا وَرُسُلِي إِنَّ اللَّهَ قَوِيٌّ عَزِيزٌ
21-) KetabAllahu leağlibenne ENE ve RusulİY* innAllahe Kaviyyun Aziyz;
Allah: “Ben ve Rasûllerim mutlaka galip geleceğim” diye yazmıştır... Muhakkak ki Allah Kaviyy’dir, Aziyz’dir.

لَا تَجِدُ قَوْماً يُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ يُوَادُّونَ مَنْ حَادَّ اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَلَوْ كَانُوا آبَاءهُمْ أَوْ أَبْنَاءهُمْ أَوْ إِخْوَانَهُمْ أَوْ عَشِيرَتَهُمْ أُوْلَئِكَ كَتَبَ فِي قُلُوبِهِمُ الْإِيمَانَ وَأَيَّدَهُم بِرُوحٍ مِّنْهُ وَيُدْخِلُهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ أُوْلَئِكَ حِزْبُ اللَّهِ أَلَا إِنَّ حِزْبَ اللَّهِ هُمُ الْمُفْلِحُونَ
22-) La tecidu kavmen yu'minune Billahi velyevmil'ahıri yüvaddune men haddAllahe ve RasûleHU ve lev kânu abaehüm ev ebnaehüm ev ıhvanehüm ev 'aşiyretehüm* ülaike ketebe fiy kulubihimül'iymane ve eyyedehüm Biruhın minHU, ve yudhıluhüm cennatin tecriy min tahtihel'enharu halidiyne fiyha* radıyAllahu 'anhüm ve radu 'anHU, ülaike hızbullah* ela inne hızballahi hümülmüflihun;
(B sırrıyla) Allah’a ve O’nun Rasûlü’ne iman eden bir kavmi, Allah ve O’nun Rasûlü ile muhaddeleşenler (hadleşenler, isyan, muhalefet edenler) le sevişiyorlar bulamazsın (yaratılış amaçlarının benzemeyişi ve ruhani farklılık dolayısıyla tabii olarak birbirlerini çekmezler)... Velev ki bunlar, onların babaları, yahut oğulları, yahut kardeşleri veya aşiretleri olsalar bile... İşte bunlar (Allah’ın) kalblerinin içine imanı yazdığı ve kendinden (kudsi) bir ruh ile onları (B sırrınca) te’yid ettikleridir... Ve onları, içinde ebedi kalıcılar olmak üzere, altlarından nehirler akan cennetlere dahil eder... Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah’dan razı olmuş halde... İşte bunlar Hizbullah’dır (Allah’ın Hizbi)... Dikkat edin, muhakkak ki Hizbullah (vahdet ehli) iflah edenlerin (kurtuluşa erenlerin) ta kendileridir.

Yazar: www.duasi.org ibrahim

Mücadele Hakkında Yorumlar

Yorum Yapılmamış

Bu Konuya Yorum Yapabilmek İçin, Üye Olmalı yada Üye Girişi Yapmalısınız.

Sitemap - Kullanım Şartları